PRP, CGF ve Kök Hücre Tedavileri

PRP

Kanımız alyuvar, akyuvar, plazma ve trombositten (platelet) meydana gelir. PRP (Platelet Rich Plasma) trombositten zengin plazma anlamına gelir. PRP doğal yoldan kas-iskelet sistemi yaralanma ve hastalıklarının iyileşmesini hızlandıran bir tedavi şeklidir. Trombositler esas olarak kanın pıhtılaşmasından ve kanamanın durdurulmasından sorumludur. Aktive edildikleri zaman trombositlerin aynı zamanda büyüme faktörleri denilen iyileştirici proteinleri salgıladıklarını 30 yılı aşkın bir süredir biliyoruz. Büyüme faktörleri dokuları iyileştirir ve yenilerler. Ayrıca o bölgede bulunan sessiz kök hücrelerini aktive ederler. Buradan hareketle, kanımızda bulanan trombositlerin sayısını artırarak doku iyileşmesini dramatik olarak hızlandırabiliriz. PRP’nin felsefesi, vücudumuzda bulunan doğal iyileştirme yeteneği ile ileri teknolojiyi birleştirmektir. Damardan alınan kan çeşitli işlemlerden geçirilerek trombositler bir araya toplanır. Toplanan trombositler diğer kısımlardan ayrılarak PRP elde edilir. Normal kanın 1 mikro litresinde 150.000-400.000 trombosit bulunurken PRP’de bu sayı 3-5 kat artırılır.

PRP’nin en etkili olduğu hastalıklar

1. Diz, omuz, kalça, osteoartriti (kireçlemesi, kıkırdak yıpranması). 
2. Omuz ağrıları: Omuz çevresindeki tendonların yıpranması, sıkışması.
3. Topuk dikeni 
4. Ön çapraz bağ yaralanmaları 
7. Dirsek ağrısı: Tenisçi ve golfçu dirseği 
8. Ayak bileği burkulmaları 
9. Tendinitler 
10. Bağ zorlanmaları 
11. Meniskus yırtığı ve yıpranması

PRP nasıl etki eder?
Yumuşak doku hasarına vücudun ilk cevabı trombositleri çağırmaktır. Büyüme ve iyileşme faktörleriyle yüklü trombositler tamir elemanlarını ve kök hücrelerini hasarlı bölgeye çeker. Ayrıca yeni damarların oluşmasına katkıda bulunarak o bölgenin kanlanmasını artırır. Kanlanmanın artması hasarlı bölgenin daha iyi beslenmesi ve zararlı artıkların atılması anlamına gelir. PRP’nin ilginç bir özelliği de oldukça dengeli bir büyüme faktör kokteyli olmasıdır. PRP ile ihtiyaç duyulan faktörlerin tama yakını sağlanmış olur.

Ne sıklıkta kullanılır? Etkisi ne zaman başlar?

Genellikle 3-4 hafta arayla 3 enjeksiyon yapılır. İyileşme çoğunlukla ikinci ve üçüncü enjeksiyondan sonra sağlanır. PRP tedavisi hemen etki eden geçici bir çözüm değildir. Hasarlı dokuların yenilenmesi ve tamiri zaman alacaktır. İşlemden sonra doku iyileşmesini hızlandırmak için fizik tedaviye devam edilebilir. PRP tedavisinin amacı dokuları iyileştirerek ağrıyı geçirmek olduğu için, sonuçları almak uzun sürebilir. İlk iyileşme belirtileri birkaç hafta içinde görülebilir ve iyileşme zamanla artarak devam eder. İlk kürden sonra PRP enjeksiyonları 6-12 ayda bir tekrarlanabilir.

Yan etki

PRP’nin yan etkisi yok denilebilir. PRP’de hastanın kendi kanı kullanıldığı için, enfeksiyon riski yoktur ve alerjik reaksiyon ihtimali ise çok düşüktür. 
 

CGF

CGF (Concentrated Growth Factor) büyüme faktörlerinin (GF’lerin) yoğunlaştırılmasıyla elde edilir. GF’ler yara iyileşmesini düzenleyen proteinlerdir.  Doku rejenerasyon (yenilenme) fazında hücre göçü, hücre çoğalması ve damar yapımında ana rolü GF’ler oynar. Growth faktörler başlıca kan plazmasında ve trombositlerde bulunur. Doku yenilenmesinde ve tamirinde kullanılır.

KÖK HÜCRE

Canlı vücudunda uzun süre bölünebilen, kendini yenileyen ve ihtiyaca göre diğer doku hücrelerine dönüşebilen hücrelere ‘‘kök hücre” denir. Bir tek kök hücre, birden fazla hücreye dönüşerek bir dokuyu yeniden yapılandırabilir.

Ana rahmine düşen ilk hücreler vücuttaki tüm hücrelere dönüşebilecek potansiyele sahip embriyonik kök hücrelerdir. Bu hücreler bir canlıyı oluşturabilecek bütün hücre tiplerine farklılaşabilirler. Erişkin kök hücreleri de bulundukları dokunun hücre tipini üretirler. Erişkin kök hücreleri özellikle kemik iliği ve yağ dokusunda bulunur. Embriyonik kök hücrelerine göre daha sınırlı olmakla birlikte kendilerini yaşam boyu yenileyebilirler. Erişkin dokulardaki öncü ve özelleşmiş hücrelere farklılaşma yeteneğindedirler. Normal fizyolojik durumda, erişkin kök hücreler, “sessiz dönemde” uzun süre kalabilirler. Çeşitli uyarılarla sessiz dönemden çıkarak kendilerini yeniler ya da öncü hücreye dönüşürler. Yağ dokusundan elde edilen pluripotent kök hücrelerin, kemik iliğinden elde edilen kök hücreler kadar farklılaşma yeteneğine sahip olduğu bildirilmiştir.

Erişkinde birçok organ ve dokuda erişkin kök hücre bulunur. Dolaşan kanımızda bulunan CD34 işaretli kök hücrelerin oranı kemik iliği ve karın yağına göre daha azdır. Periferik kana göre kemik iliğinde yüz kat, karın yağında altı yüz kat kök hücre bulunur.  CD34 kök hücrelerin kemik, kıkırdak, sinir ve epitel hücreleri oluşturma potansiyelleri vardır.

PRP, CGF ve CD34 Kök Hücre nasıl elde edilir?

Hastadan alınan 40-80 ml kan dört devirli özel bir santrifüjde satrifüje edilerek elde edilir. Merkezimizde  PRP, CGF ve kök hücre tedavileri kullanıcı, çevre ve ürün için üst düzey koruma sağlayan bütün asepsi ve antisepsi kurallarına uygun olarak HEPA filtreli, laminer hava akımlı mikrobiyolojik  emniyet kabininde hazırlanmakta ve aynı gün içinde alınan kandan elde edilip uygulanmaktadır. İşlem yaklaşık bir saat içinde tamamlanmaktadır. Kemik iliğinden alınan aynı miktarlardaki materyal de benzer şekilde hazırlanarak uygulanabilmektedir. Doğal olarak bu hücrelerden daha etkili sonuç beklenmektedir.

PRP, CGF ve Kök hücrelerin kullanıldığı hastalıklar

Günümüzde erişkin dokulardan elde edilen kök hücrelerin, uygun ortam ve koşullar oluşturularak birçok hücre tipine farklılaştırılmaları sağlanmıştır. Bu hücre ve hücre ürünlerinin hasarlı bölgeye aktarılmasıyla yenileyici ve tamir edici tedaviler yapılabilmektedir. Bütün dejeneratif ve iltihabi eklem hastalıklarında, kıkırdak, tendon, menisküs, bağ ve kemik lezyonlarında, kas hastalıklarında, diyabet tedavisinde, felçlerde, kalp ve damar hastalıklarında, Parkinson ve Alzheimer gibi santral sinir sistemi hastalıklarında, omurilik yaralanmalarında, yaralarda, polinöropatilerde, anti-aging, medikal estetik ve güzellik amaçlı uygulamalarda, saç dökülmesinde, yara izlerinin giderilmesinde kullanma yolu açılmıştır. Yine de kök hücrelerin birçok hastalıkta kullanımı ya deneysel ya da vaka örnekleri düzeyindedir.