PRP Tedavisi

PRP
PRP (Platelet Rich Plasma) trombositten zengin plazma anlamına gelir. PRP yeni bir tedavi şeklidir. Ciddi bir riske sokmadan doğal yoldan kas-iskelet sistemi yaralanmaları ve hastalıklarının iyileşmesini hızlandıracak umut verici bir çözümdür. Kan alyuvar, akyuvar, plazma ve trombositten (platelet) meydana gelir. Trombositlerin esas olarak kanın pıhtılaşmasından sorumlu olduğu bilinir. Otuz yılı aşkın bir süredir, aktive edildikleri zaman trombositlerin büyüme faktörleri diye bilinen iyileştirici proteinleri salgıladıklarını biliyoruz. İyi hazırlanmış bir kompozisyon içindeki büyüme faktörleri dokuları iyileştirir ve yenilerler. Ayrıca “sessiz lokal kök hücrelerini” aktive ederler. Buradan hareketle, kanımızda bulanan trombositlerin konsantrasyonunu artırarak doku iyileşmesini dramatik olarak hızlandıran büyüme faktörlerinin güçlü bir kokteylini yapabiliriz. Alınan kan çeşitli işlemlerden geçirilerek trombositler bir araya toplanır. Toplanan trombositler diğer kısımlardan ayrılarak PRP elde edilir. Normal kanın 1 mililitresinde 150.000-400.000 trombosit bulunurken PRP’de bu sayı 1.000.000’un üzerine çıkar. PRP’nin felsefesi, bedenin kendinde bulunan doğal iyileştirme yeteneği ile ileri teknolojiyi birleştirmektir. Konsantre trombositler dokuların tamir ve yenilenmesinde esas olan büyüme faktörleri gibi yüksek doz biyoaktif proteinlere sahiptir. PRP’nin kalitesi, trombositlerin yaşama kabiliyetine bağlıdır. PRP uzman bir ekip tarafından hazırlanmalı ve uygulanmalıdır. Çünkü PRP’nin hazırlama sürecinde trombositlerin canlılığının sürdürülmesi gerekir, aksi takdirde; canlılığını kaybeden trombositler aktive edilemez. Aynı şekilde, PRP uygun şekilde hazırlanmazsa, trombositler erken aktive olur ve daha hazırlık safhasında büyüme faktörleri kaybolabilir. PRP ile yenilenen hücrelerin veya dokuların üç-boyutlu organizasyona adapte olmaları ve ekstrasellüler matriks oluşturmaları gerekir. Bu rezorbe olabilen bir scaffold (çatı, yatak) şeklinde yapısal bir destek gerektirebilir. Burada sözü geçen çatıyı fenni kovanlara konan hazır bal mumu peteklerine benzetebiliriz. Arılar çiçeklerden topladıkları bal özünü petek çatıların içine yerleştirerek üç boyutlu organizasyonu gerçekleştirirler. İnsanın kendi yağı, kemik iliği gibi dokulardan alınan hücreler ayrıştırılıp çatı olarak kullanılabilir. 

Etkili olduğu hastalıklar,

1. Eklem kireçlenmesi (Osteoartrit): Diz, omuz, kalça, boyun ve bel osteoartriti. 
2. Omuz ağrıları: Rotator manşon yaralanmaları 
3. Kronik plantar fasiit (topuk dikenli veya dikensiz) 
4. Ön çapraz bağ yaralanmaları 
5. Pelvik ağrı ve instabilite 
6. Boyun ve bel ağrıları 
7. Tenisçi ve golfçu dirseği 
8. Ayak bileği burkulmaları 
9. Tendinitler 
10. Bağ zorlanmaları 
11. Meniskus yırtığı 
12. Kas romatizması
13. Estetik. Kırışıklıkların ve saç dökülmesinin giderilmesi

PRP nasıl etki eder?
Yumuşak doku hasarına vücudun ilk cevabı trombositleri çağırmaktır. Büyüme ve iyileşme faktörleriyle yüklü trombositler tamir elemanlarını ve kök hücrelerini hasarlı bölgeye çekmeyi başlatır. Ayrıca yeni damarların oluşmasına katkıda bulunarak o bölgenin kanlanmasını artırır. Kanlanmanın artması hasarlı bölgenin daha iyi beslenmesi ve zararlı artıkların daha iyi atılması anlamına gelir. PRP’nin ilginç bir özelliği de oldukça dengeli bir büyüme faktör kokteylli olmasıdır. PRP ile ihtiyaç duyulan faktörlerin tama yakını sağlanmış olur. 

Ne sıklıkta kullanılır? Etkisi ne zaman başlar?
Genellikle 2-3 hafta arayla 6 aylık dönem içinde 3 enjeksiyona kadar yapılabilir. İlk veya ikinci enjeksiyondan sonra tam iyileşme olabilir. PRP tedavisi hemen etki eden geçici bir çözüm değildir. Yaralı dokuların yenilenmesi ve tamiri zaman alacaktır. İşlemden sonra doku iyileşmesini hızlandırmak için fizik tedaviye devam edilebilir. PRP tedavisinin amacı dokuları iyileştirerek ağrıyı geçirmek olduğu için, sonuçları almak uzun sürebilir. İlk iyileşme belirtileri birkaç hafta içinde görülebilir ve iyileşme zamanla artarak devam eder. 

Yan etki
PRP’nin yan etkisi yok denilebilir. PRP’de hastanın kendi kanı kullanıldığı için, enfeksiyon riski yoktur ve alerjik reaksiyon ihtimali ise çok düşüktür.