Dil ve Konuşma Terapisi

Dil, konuşma, ses ve yutmayla ilgili bozukluk veya yetersizliklerin tanısının konmasıve soruna uygun terapi yöntemleri ile bu bozuklukların düzeltilmesi sürecine dil ve konuşma tedavisi denir.Bu süreç,  en az dört yıllık lisans eğitimi almış dil ve konuşma terapisti tarafından yürütülür.  Dil ve konuşma terapisti rehabilitasyon ekibinin önemli bir üyesidir.

Dil ve konuşma terapisti hangi bozuklukları tedavi eder?

  • Çocukluk ve erişkin çağı dil bozuklukları
  • Artikülasyon (Sesletimbozuklukları)
  • Motor konuşma bozuklukları
  • Afazi
  • Kekemelik
  • Ses bozuklukları
  • Yutma bozuklukları
  • Ameliyat sonu konuşma bozuklukları
  • Dudak – Damak Yarıklığına bağlı dil ve konuşma bozuklukları

 

DİL EDİNİMİ VE DİL BOZUKLUKLARI

Birçok çocuk anadilini özel bir çaba olmadan kendiliğinden öğrenir. Ancak kendiliğinden gerçekleşmesi demek bu işin çok da kolay olduğu anlamına gelmez. Hatta bazı araştırmalar çocukların dili edinmeye anne karnındayken başladığını söylemektedir. Doğduğumdan itibaren de iletişime girmeye başlar.Örneğinbebekler tüm ihtiyaçlarını ağlayarak bildirirler; acıkınca, altını ıslatınca, yalnız kalınca… Bebek biraz büyüyünce küçük ses oyunları ile etrafındakilerin dikkatini çeker;‘babababa, dededede, mamama” gibi. Daha sonra ilk sözcükler gelmeye başlar; ‘anne’, ‘baba’, ‘yemek’, ‘su’, ‘çiş’ gibi. Çocuk bir süre sonra ekleri ve dile ait diğer özellikleri edinerek cümleler kurar.

Konuşma sürecinin oluşmaması veya gecikmesiyle dil bozuklukları ortaya çıkar. İlk 3 yaş ve sonraki kısa dönem çok kritiktir. Aileler bu yaşlarda çocuklarında bir farklılık hissettiği an hemen bir dil ve konuşma terapistine başvurmalıdır.Dil ve konuşma bozuklukları ne kadar erken fark edilir ve çabuk müdahale edilirse verim o kadar yüksek olur.

Dil vekonuşma bozuklukları sadece çocukluk çağında değil değişik nedenlerle yetişkinlerde de görülebilir.

Çocukluk çağı dil bozukları

Gecikmiş Dil-Konuşma

  • Özgül Dil Bozukluğu
  • İkincil dil bozuklukları. Otizm, işitme kaybı, zihin engeli, Downsendromu, serebralpalsi (CP) gibi hastalıklara bağlı dil bozukluklarıdır.

Yetişkinlik dönemi dil bozuklukları

  • Afazi. Edinilmiş dil bozukluğudur.

Konuşma terapisine hangi yaşta başlanır?

Konuşma tedavisine 3 yaş ve üzeri çocuklarda başlanır.

ÇOCUKLUK ÇAĞI DİL BOZUKLUKLARI

Çocukluk çağı dil bozukluklarında bazen hiçbir neden bulanamayabilirken işitme kaybı, zeka geriliği, otizm,serebral palsi (CP)gibi sebeplerle de ortaya çıkabilir.

Gecikmiş Dil-Konuşma:Bir sebebe bağlı olmadan 4 yaşına kadar çocuğun konuşması ve/veya anlamasının akranlarından geride olmasınagecikmiş dil-konuşma denir. Birkısmı tedavi edilmeden düzelmekle birlikte hangi çocukta dil gecikmesinin kendiliğinden geçeceği kestirilemeyeceğinden konunun ihmal edilmemesi ve bir konuşma terapistine başvurulması gerekir.

Özgül Dil Bozukluğu:Herhangi bir dil bozukluğu engelibulunamayan 4 yaşından büyük ve konuşması ve/veya anlaması akranlarından geride olan çocuklar için özgül dil bozukluğu tanımlaması kullanılır.

Sadece kelimeleri bilmekle bir dil konuşulamaz. O dili konuşabilmek için uygun sözcük kullanmak, ekleri kullanmak, sözcükleri bir araya getirerek cümleler kurabilmek gereklidir.

Çocuğun geç konuşması özgül dil bozukluğunun habercisi olabilir. ‘Babası geç konuşmuştu düzelir’, ‘Dayısı da geç konuşmuştu düzelir’ gibi düşüncelerle dil ve konuşma gecikmesi ihmal edilmemelidir.

Dil bozukluklarında erken tanı ve erken müdahale önemli olup dil ve konuşma terapistinden profesyonel destek almak gereklidir. Çünkü dil ve konuşma terapisti sorunun nedenini saptayarak, değerlendirme ve testlerle uygun terapi programı geliştirip uygulayarak hedefe ulaşmaya çalışır.

İkincil Dil Bozuklukları:İşitme kaybı, zihin engeli, otizm, Downsendromu, serebralpalsi(CP) gibi tanı alan çocukların dil gelişimi akranlarına göre daha yavaş olabilir. Bu da çocuğun konuşmasını ve/veya anlamasını akranlarından geride bırakır.

Diğer dil bozukluklarında olduğu gibi ikincil dil bozukluklarında da erken müdahale önemlidir. İkincil dil bozukluklarında terapi süreci ciddi disiplin, bilgi ve emek ister. Dil ve konuşma terapistinin göreviikincil dil bozukluğu olan çocukların konuşmasını ve anlamasını yaşıtlarına en yakın seviyeye getirmektir. Terapist çocuğun geride kalan dil alanlarını ve uygun tedavi programını belirleyip uygular.

AFAZİ

Nörojenik edinilmiş dil bozukluğudur. Beyni besleyen damarlardaki tıkanma veya kanama sonucu beyinin çeşitli alanlarında hasarlar oluşabilir. Hasar beyindeki dil alanlarında ise kişide dil kaybı yani afazi ortaya çıkar. İlk aylarda kendiliğinden bir iyileşme olur. Ancak bunu takip eden dönem çok kritiktir; eğer kişi bu dönemi iyi değerlendirip hemen tedaviye başlarsa daha verimli bir iyileşme elde edilir.

Afazi genel olarak tutuk, akıcı afaziler olarak iki ana grup ayrılır.

Tutuk Afaziler: Genellikle dil bozukluğu ve felç bir arada görülür. Çoğunlukla dile ve alt parçalarına ilişkin bilgiler olsa da kişi bunu bir dil çıktısı olarak iletmede sorun yaşar. Kişinin kendisi ve çevresi hakkındaki farkındalığı çoğunlukla yüksektir. Bu hastalarda çok az sayıda sözcük üretimi, sözcüklerin seslerinde hata, tekrarlamada hasar vardır; anlama ise konuşmaya göre daha iyidir. Genellikle kısa ifadelerle konuşur ve konuşabilmek için çok fazla çaba sarf ederler. ‘Çocuklar bahçede top oynuyorlar’ yerine ‘top… bahçe’ diyebilirler.

Akıcı Afaziler: Akıcı afazilerde çoğunlukla dil çıktıları olmakla birlikte konuşmanın içeriğinde büyük sıkıntı vardır. Kişi işitir fakat bunu anlayamaz. Genellikle yazı yazabilirler ancak yazdıklarının içeriğianlamsız olabilir.

Akıcı afaziler işitme kayıpları ile karıştırılmamalıdır. Kişi işitir ancak bunu bir dil girdisi olarak işlemlemede sorun yaşar. Akıcı afazilerde sorun genellikle harflerde yani konuşma seslerindedir. Konuşmalarını işlemleyemediği için kişi konuşmasının farkında olmaz. Sanki başka bir dil konuşuyormuş gibi anlamsız sözcükler (neoloji) üretebilir. Örneğin, hastayagün içerisinde neler yaptığı sorulduğu zaman ‘ikinci… bir günü… bir gün birisine bir şeyler yapabiliriz… bir gün evvel şöyle yaparız deriz… bir taneden fazla…’ şeklinde anlamsız bir cevap verebilir.

Global Afazi:Dil bozukluğu ve felç birlikte görülür. Kişi hem konuşmayı üretmede hem de anlamada sorun yaşar. Okuma, yazma, tekrarlama, adlandırma gibi dilin her alanı etkilenir.

Afazi tedavisi

Afazide ne kadar erken müdahale edilirse o kadar daha fazla gelişme gözlemlenir.Afazi tedavisinde kişinin önceki yaşantısına ait bilgi edinilip uygun materyallerle çağışımlar oluşturulmaya çalışılır. Bu çağrışımlar ile kişinin kaybolan dil yetileri tekrar oluşturulmaya çalışılır.

Bu süreçte dil ve konuşma terapisti tarafındannöroplastisite etkin olarak kullanılır. Terapi sürecinde dil ve konuşma terapistleri kişinin hastalanmadan önceki yaşantısına ilişkin bilgiler ile çağrışım oluşturup beyini uyararak kaybolan dil yetisini yeniden oluşturmaya çalışır.

ARTİKÜLASYON (SESLETİM) BOZUKLUKLARI

Artikülasyon (Sesletim) Bozuklukları

Artikülasyon, konuşma seslerinin (harflerin) konuşma organları (dil, dudak, diş, damak vb.) yardımıyla üretilmesidir.

Konuşma organları ağız içindeki havayı şekillendirir. Konuşma organlarının normal dışı pozisyon alması durumunda artikülasyon bozukluğu görülür.

Çocuk bir sesi çıkaramıyorsa, normalden farklı söylüyorsa (peltek veya genizden) veya bir sesin yerine başka bir ses getiriyorsa(arıyerine ayı gibi) bu bir artikülasyon bozukluğudur.

Fonolojik Bozukluklar

Fonoloji, konuşma seslerinin sıralanması ve kaynaştırılmasıyla alakalı kuralları içeren birdil bileşenidir.

Çocuğun fonolojik gelişimi seslerinin edinimini ve bu seslerin sözcük içerisinde uygun şekilde kullanımı şeklindedir. Fonolojik gelişim farklılık gösterebilir. Her sesin belirli bir edinim yaşı vardır. Edinimdeki gecikmeler fonolojik bozukluklara neden olur.

Çocuk, konuşma seslerinin sıralanması ve birleştirilmesi sırasında yer değiştirme, düşürme ve yerine kullanma gibi hatalar yapıyor olabilir. Örneğin, çocuk “kitap” yerine “kipat”, “telefon” yerine “te:fon”,“lamba” yerine “yamba” der. Burada dikkat edilmesi gereken nokta, çocuğunkelimedeki bütün harfleri söylediği haldeharfleri sözcük içine yerleştirememesidir.

Artikülasyon ve fonolojik bozukluklarda dil ve konuşma terapistinden profesyonel destek almak gereklidir. Çünkü terapist değerlendirme ve testlerle sorunu saptayıpuygun terapi programı düzenleyerek kısa sürede hedefe ulaşmaya çalışır.

MOTOR KONUŞMA BOZUKLUKLARI

Dizartri

Konuşma, yüz ve boyundaki birçok kasın hızlı koordinasyonunu gerektirir. Merkezi ve/veya periferik sinir sistemi hasarından dolayı konuşma düzenini kontrol eden kaslarda gerginlik, gevşeklik, koordinasyon bozukluğu vefelç oluşur. Bu bozukluklarsolunumu, seslemeyi, rezonansı, sesletimi ve prozodiyi etkileyerek konuşmanın anlaşılmasını zorlaştırır.

Konuşma Apraksisi

Konuşma apraksisinin en belirgin özelliği, çocuğun sesleri ve heceleri doğru şekilde sıralamada zorlanmasıdır. Bu çocuklarınkısa ve basit sözcüklere göreuzun ve karmaşık sözcükleri üretmesiçok daha zordur. Ayrıca doğru söyledikleribir sözcüğü daha sonra yanlış söyleyebilir yada tekrar edemeyebilirler.

Konuşma apraksili çocuklar akranlarına göre dili daha yavaş edinirler. Konuşma apraksili bireyler yoğun bir terapi sürecine ihtiyaç duyar. Ayrıca konuşma apraksisinde ailenin katkısı tedavininetkili olması yönünden önemlidir. 

KEKEMELİK

Akıcılık bozuklukları kabaca kekemelik ve hızlı bozuk konuşma olmak üzere iki alt başlıkta incelenebilir.

Kekemelik

Kekemelik, doğal akıcılığıve hızı bozulmuş konuşma şeklidir.

Kekemelik davranışları çoğunluklabloklar, ses ve hece tekrarları ile ortaya çıkar. Bloklar (konuşmacı bir süre durduktan sonra aniden sesin patlamalı çıkması), ses tekrarları (k-k-k-k-k-k-kapı), hece tekrarı (be-be-be-benim) şeklindedir.

Birçok teori öne sürülmesine rağmen kekemeliğin kesin nedeni bilinmemektedir. Genetik olduğu düşünülmekle birliktebunu destekleyen yeterli bir veri yoktur. Korku ve diğer psikolojik faktörler kekemeliğin nedenideğil ancak tetikleyicisi olabilir. Taklit yoluyla kekemelik bir başkasına geçmez.

Öncelikle bilinmelidir ki, kekemelik bir hastalık olmadığı gibi, bir iki haftada sona erdirilecek bir bozukluk da değildir. Kekemelik, sadece dil ve konuşma terapistlerinin uyguladığı düzenli ve planlı bir terapi ile kontrol altına alınabilir.

Hızlı Bozuk Konuşma (Cluttering)

Akıcılığın bozulduğu birbaşka konuşma şekli de hızlı konuşma bozukluğudur (cluttering). Bu kişiler çok hızlı ve düzensiz olarak konuşurlar; bazen sözcüğe harf ekler, konuyla ilgisiz sözcük veya ifade içeren konuşmalar yaparlar. Kekemelik ile hızlı bozuk konuşma bir arada görülebilir. Kekemelik gibi cluttering de tedaviyle kontrol altına alınmaya çalışılır.

SES BOZUKLUKLARI

Sesin rahat duyulması, dinleyiciyi memnun etmesi, duyguları ifade edebilmesi ve kişinin yaşı ve cinsini yansıtabilmesi gerekir.

Akciğerlerden gelen havayı ses telleriyle titreştirerek ses üretiriz. Ancak bazı patolojiler ve sesi yanlış kullanmamızdan dolayı ses üretim mekanizmasında sorunlar çıkabilir. Ses algısal olarak farklılaşır; seste çatallanma, kalınlaşma ve incelme, boğukluk, iniş ve çıkışlar olur. Bu sorunların ihmal edilmesi halinde bozukluk giderek artar. Hatta şarkıcı, spiker, oyuncu, öğretmen, imam gibimesleklerde kişinin işini kaybetmesine bile yol açabilir.

Ses bozuklukları, genellikle ses hijyenine dikkatsizlik ve yanlış kullanıma bağlıdır. Bozukluk tedavi edilmezse, ilerleyerek nodül, polip gibi tıbbi sorunlara yol açabilir.

Ses terapisikendine özgü bir tedavi yöntemi iken ilerlemiş olgularda medikal ve cerrahi tedavilere ek olarak uygulanabilir.

YUTMA BOZUKLUKLARI

Yutma üç fazda gerçekleşir. (a)Oral faz:Yiyecek/içeceği ağız içerisinde çiğneyerek bolus haline getirme ve yutağa iletme sürecidir. (b) Faringeal faz:Bolusuyemek borusuna(özofagus) gönderme sürecidir. (c) Özofageal faz:Bolusun mideye iletim sürecidir.

Normal şartlarda oral evre istemli iken faringeal ve özofageal evre kendiliğinden gerçekleşir. Bu evrelerden birinde, herhangi bir nedenleoluşan probleme disfaji yani yutma bozukluğu denir.

Yutma bozukluğu, yeme-içme sırasında veya sonrasında öksürme, çiğneme ve yutmada gecikme, yiyecek ve içeceklerin ağızdan dışarı çıkması veya ağız içinde birikmesi, göğüste sıkışma ve kilo kaybı gibi semptomlarla kendini belli eder.

Yutma bozukluklarının rehabilitasyonunda telafi edici ve tedavi edici yöntemler kullanılır. Yutma terapisinde amaç; hastanın ihtiyacı olan besinleri uygun kıvama getirerek daha kolay ve güvenle yutmasını sağlamak, çeşitli manevralarla daha rahat yutabileceği vücut postürünü belirlemek, duyusal farkındalığını arttırmak, yutma refleksini uyarmak, evreler arasındaki gecikmeleri azaltmak ve yutkunma sırasında görev yapan kas gruplarını çeşitli tekniklerle uyararak amaca uygun çalışmasını sağlamaktır. Dil ve konuşma terapistleri mesleki sınırları içerisinde bu konularda önerilerdeve müdahalede bulunabilir.

Hastanın salya akması varsa ve bu yutma bozukluğuna bağlıysa dil ve konuşma terapistinin yapacağı tedavi ile düzelme sağlanabilir.

Yutma bozuklukları genellikle inme, beyin hasarı, omurilik yaralanmaları, Parkinson, MS (multipl skleroz), ALS, kas disfonisi, CP, Alzheimer, demans, bazı kanserler, bazı cerrahi müdahale sonrasında, çürük diş, eksik diş, uygun olmayan protezler sonucu ortaya çıkabilir.